Ana Sayfa Yap   /   Sık Kullanılanlara Ekle

ANA SAFYA      |      MAKALELERİMİZ      |      PRATİK BİLGİLER      |      MEVZUAT      |      HESAPLAMALAR      |      HİZMETLERİMİZ

ALTUNSOY YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK - TURSUN ALTUNSOY

BASINDAN SEÇMELER: Çalışma Hayatında Sorunlar Çözülecek Mi? (2) / Resul Kurt (22.11.2014)        Bağ-Kur'da Hangi Prim Borçları Siliniyor? / Ali Şerbetçi (22.11.2014)        IV Esnaf Şurası Bulunmaz Fırsat Değerlendirin / Vedat İlki (21.11.2014)        Hangi Kurum’dan Ne Zaman Emekli Olabilirim? / Lütfi Köksal (21.11.2014)        Yaklaşan Vergi Reformları Üzerine (21.11.2014)        Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Röntgeni! / Resul Kurt (21.11.2014)        Yapı Denetim: Kendisi Himmete Muhtaç Dede / Sadettin Orhan (21.11.2014)        Kasıtlı Olarak Ağır İşte Çalıştırılanlar / Ali Şerbetçi (21.11.2014)        İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği İçin Yatırım Yapmayan İşverenin Hatasını İşçi Canı İle Ödüyor / Vedat İlki (20.11.2014)        G20’den İstihdam Kararlılığı Çıktı / Cem Kılıç (20.11.2014)        İstifa Anında İmza Atılan 'İbraname' Geçerli Sayılmıyor / Okan Güray Bülbül (20.11.2014)        Kanunla Değil, Tebliğle Kasa Affı / Yahya Arıkan (20.11.2014)        Muhasebe Standartları Kapsamı Dışında Kalanların Finansal Tabloları / Akif Akarca, Dr.Mehmet Şafak (20.11.2014)        1.260 Günden Fazla Prim Öderseniz BAĞ-KUR’dan Emekli Olmak Zorunda Kalırsınız / Lütfi Köksal (20.11.2014)        Emeklilik Yazı Dizisi - 12: Açıktaki Memurun Malûlen Emekliliği / Şevket Tezel (20.11.2014)       

ANA SAYFA
MAKALELERİMİZ
HİZMETLERİMİZ
GÜNCEL MEVZUAT
GÜNCEL YAZILAR
MUHASEBE STANDARTLARI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
DİLEKÇEMATİK
PRATİK BİLGİLER
ELEKTRONİK KİTAPLAR
VERGİ MEVZUATI
DIŞ TİCARET REHBERİ
KOSGEB MEVZUATI
SPK MEVZUATI
BASEL II
SGK MEVZUATI
İŞKUR MEVUZATI
MORTGAGE
DİLEKÇEMATİK
YARGI KARARLARI
EKONOMİ HABERLERİ
SEMİNER GÖRÜNTÜLERİ
KDV ORANI ARAMA
VERGİ TAKVİMİ

PRATİK BİLGİLER

» Amortisman Sınırı
» Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
» Emlak Vergisi Oranları
» Emlak Vergisi Değeri Yıllık Artış Oranları
» Fatura Düzenleme Sınırı
» Konut Kira Geliri İstisna Tutarları
» Asgari Ücret ve Asgari Ücrete İlişkin Hesaplamalar

Ayrıntılar İçin Tıklayınız

EKONOMİ HABERLERİ

» IMF Konsültasyon raporunu yayımladı     
» S&P'nin Türkiye kararı
» Altına taksit ve indirim dopingi
» Alibaba?ya rekor talep
» Buffett?ı milyarder yapan olay
» Bank Asya 80 şubesini kapattı
» Rus banka devletten yardım istedi
» Merkez faize yine dokunmadı
» 'Petroldeki düşüş Asya ekonomilerine yarar'
» Altın yönünü yukarı çeviriyor
» Gelişen piyasaların en sevileni
» Fed faizi masaya yatırdı
» Ağlar doldu, hamsi ucuzladı
» 'Türk bankaları istikrar kazanıyor'
» Irak'ta vanalar açılıyor

DUYURULAR

2006 yılı dönem sonu işlemleri



Dursun Altunsoy
Yeminli Mali Müşavir

25.01.2007


2006 YILI DÖNEM SONU İŞLEMLERİNDE VE VERGİSEL UYGULAMALARDA
ÖZELLİK ARZEDEN
MUHTELİF KONULAR

K O N U B A Ş L I K L A R I

1. kullanılan kredilerde faiz tahakkuku uygulamaları
2. Kredi kullandırma olaylarında faiz uygulamaları
a) kredinin aynen aktarılması
b) personele kredi kullandırılması
c) şirket ortaklarına ve diğer kişilere kredi kullandırılması
d) kredi kullandırmanın kdv karşısındaki durumu
3. Kasa fazlalıklarına faiz hesaplanması
4. Döviz cinsinden alacak ve borçların değerlemesi
5. Döviz cinsinden avansların değerlemesi
6. Döviz cinsinden depozito ve teminatların değerlenmesi
7. Götürü ihracat gideri uygulamaları
8. İhracatcılarda hesap dönemi sonunda düzenlenen ve ihracatı bir sonraki yıla
gerçekleşen faturaların kayda alınması :
9. Amortisman uygulamalar
10. Şüpheli hale gelen acaklara karşılık ayrılması:
a) hangi alacaklara şüpheli alacak karşılığı ayrılır
b) hangi alacaklar için karşılık ayrılmaz
11. Reeskont uygulaması:
12. Ödenmeyen SSK primlerinin gider yazılamaması
13. Envanter çıkarılması ve stokların değerlenmesi:
14. Yatırım indirimi uygulanması:
15. Repo, mevduat faizi, hazine bonosu ve devlet tahvillerinde
Gelir tahakkuku:
16. Bağış ve yardımların gider yazılması:
17. Geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmesi:
18. Yenileme fonu uygulaması:
19. İhracat komisyonu ve reklamasyon ödemeleri uygulamaları:
20. Binek otomobillere ait muhtelif uygulamalar:
21. Hesap dönemi sona erdikten sonra gelen faturaların kaydı:
22. Sabit kıymet ve emtia alımlarında kur farkı ve faizin kaydı:
23. Hesap dönemi sonunda alınan duran varlıklar ve malzemeler:
24. Fire, zayiat, değeri düşen ve çalışan malları ile ilgili uygulamalar:
25. Gelir ve gider kaydedilmesi gereken iskonto ve primler:
26. Gelmeyen ihracat bedellerinin tasfiyesi:
27. Gurup şirketlerde ortak giderlerin dağıtımı:
28. Kaybolan yasal belgeler ile ilgili yapılması gereken işlemler:
29. Katma değer vergisinde özellik arzeden bazı hususlar:
a) Binek otomobillere ait kdv uygulamaları,
b) Çalınan yanan veya zayi olan mallara ilişkin kdv uygulamaları,
c) İşi bırakan mükelleflerin indiremedikleri kdv.lerin gider yazılması,
d) Tahsil edilemeyen kdv için şüpheli alacak karşılığı ayrılması,
e) Şirket kuruluşundan önce yüklenen kdv lein durumu,
f) Fatura ve benzeri vesikalarda yarıca gösterilmeyen kdv lerin durmu,
g) faturanın izleyen hesap döneminde düzenlendiği durumlarda kdv nin
durumu
h) Geç ödenen elektrik, su ve telefon faturalarının gecikme zamının kaydı
ve kdv uygulaması:
i) Yıl sonu ve ciro iskontolarında kdv uygulaması:
j) Başkaları adına düzenlenen elektrik, su ve telefon faturalarında kdv uygulamaları:

30. Örtülü sermaye
31. Trasfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı:
32. Kontrol edilen yabancı kurum kazancı:
33. Finansal kiralama işlemleri:
34. Gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası uygulaması:


1. Kullanılan Kredilerde Faiz Tahakkuku Uygulaması:

Firmaların almış oldukları kredilerden vadesi veya ödemesi bir sonraki yıla sarkan krediler için 31.12.2006 tarihine kadar işleyen faizleri hesaplayarak gider veya maliyetlere dönemsellik ilkesi gereğince intikal ettirmeleri gerekmektedir. Bu konuda 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 285. maddesinde 5228 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile “mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır” denilmiştir. Bu düzenleme ile daha önce kullanılan krediler için hesap dönemi sonuna kadar işleyen faizlerin gider yazılıp yazılamayacağına ilişin olarak ortaya çıkan tartışmalar, yasal olarak çözülmüştür. Diğer yandan herhangi bir hataya mahal vermemek için firmalar kredi faiz tahakkuklarını kendileri hesapladıkları takdirde yaptıkları hesaplamanın doğru olduğunu ilgili bankadan onaylatmalarında yarar vardır. Döviz cinsinden kredilerde kur değerlemesi yapılacağı tabiidir.

2. Kredi Kullandırma Olaylarında Faiz Uygulaması:
a) Kredinin Aynen Aktarılması:
Grup şirketlerinin almış oldukları krediyi başka bir grup şirketine aynen kullandırması,
faiz ve kur farkını aynen yansıtması durumunda KDV aranmaz. Faiz aktarımı işlemi dekont ile yapılabilir. Bu konuda bakanlık muktezası mevcuttur.

b) Personele Kredi Kullandırılması:
Firmaların almış oldukları kredileri veya kendi öz kaynaklarından belli bir parayı personeline kullandırması durumunda kullandırılan krediler için firma kredi kullanıyor ise ortalama kredi faiz oranına makul bir oran ilave etmek suretiyle; firma kredi kullanmıyor ise % 29 Merkez Bankası avans faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması ve fatura düzenlenerek KDV hesaplanması gerekir.

Personele kullandırılan krediler için faiz tahsil edilmiyor ise; hesaplanan faizin net ücret olarak kabul edilmesi ve netten brüte gidilerek ücret olarak vergilenmesi gerekmektedir.

c) Şirket Ortaklarına ve Diğer Kişilere Kredi Kullandırılması:

Firmaların almış oldukları kredileri veya kendi öz kaynaklarından belli bir parayı ortaklarına, diğer şirketlere veya kişilere kullandırması durumunda kullandırılan krediler için firma kredi kullanıyor ise ortalama kredi faiz oranına makul bir oran ilave etmek suretiyle; firma kredi kullanmıyor ise % 29 Merkez Bankası avans faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması şirket ortağı olan gerçek ve tüzel kişiler adına KDV ‘li olarak fatura kesilmesi gerekmektedir.

edi kullandırmadan maksat; grup şirketlerin emsaline göre bariz farklılık göstermeyen ticari ilişkileri nedeniyle ortaya çıkan alacak ve borçları dışında kalan borç ve alacak ilişkileri ile emsaline göre bariz farklılık gösteren cari hesap borç ve alacakları, ortakların işletmeden çektikleri değerler, personelin normal avans boyutunu aşan kıymet çekişleridir. 20.12.2006 tarihine kadar Merkez Bankası Avans faiz oranı % 25’ tir. Bu tarihe kadar yapılan işlemler için faiz hesaplamalarında bu oran, sonrasında ise yeni oran kullanılabilir.
d) Kredi Kullandırmanın KDV Karşısındaki Durumu:
Vergi idaresinin görüşü bire bir kredi aktarılması durumunda fatura düzenlenmesine gerek olmadığı ve KDV hesaplanmaması gerektiği yönündedir. Personele, şirket ortaklarına veya diğer kişi ve kuruluşlara kredi kullandırılması durumunda da vergi idaresinin görüşü fatura düzenlenmesi ve KDV

hesaplanması gerektiği yönündedir. Bu konudaki yargı kararları genellikle KDV uygulanmayacağı yönündedir. KDV uygulanmamasının gerekçesi ise işlemin Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisine tabi olması gerektiği için KDV ‘nin konusuna girmemesidir. Bu durumda inceleme elemanları KDV yerine BSMV tarhiyatı önerdikleri takdirde yargının raporu onaylaması sürpriz olmaz. Bu nedenle bire bir kredi aktarımları dışındaki kredi kullandırma işlemlerinde fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanmasında yarar vardır.
3. Kasa Fazlalıklarına Faiz Hesaplanması:

Firmaların kasalarında işletme büyüklüğüne ve ticari teamüllere uymayan
miktarlarda fiilen olmayan ancak kayden görülen paralar bulunabilmektedir. Fiilen olmayan ancak kayıtlarda görülen bu tutarlar bir şekilde işletmeden çıkan değerlerdir. Bu nedenle işletme kasasında bulunan ve işletmenin büyüklüğüne ve ticari teamüllere uygun olmayan fazlalıkların da işletmeden çekilen değer olarak kabul edilmesi ve faiz hesaplanması gerekmektedir. Ancak kasada yer alan fazlalıklar için hesaplanan faizler için KDV hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerektiğine dair yargı kararına rastlanmamıştır. Bu konuda vergi idaresinin görüşü ise KDV hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerektiği yönündedir. Vergi idaresinin KDV hesaplanması ve fatura düzenlenmesi gerektiğine dair görüşünün dayanağı ise fiilen işletmede yer almayan ancak kayıtlarda yer alan tutarların firma ortakları tarafından işletmeden çekilmiş olduğunun düşünülmesidir.

4. Döviz Cinsinden Alacak ve Borçların Değerlenmesi:

Döviz cinsinden olan alacak, borç, çek, senet, kasa veya bankada bulunan mevcutların 31.12.2006 tarihi itibariyle Maliye Bakanlığınca yayımlanan döviz kurları, Maliye Bakanlığınca ilan edilen kur yok ise 31.12.2006 tarihli Merkez Bankası döviz kurları ile değerlenerek ortaya çıkan kur farklarının gelir, gider veya maliyet hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Kasada bulunan nakit dövizlerin efektif alış kuru ile diğer dövizlerin ise döviz alış kuru ile değerlenmesi gerekmektedir.

5. Döviz Cinsinden Avansların Değerlenmesi:

Döviz cinsinden avansların değerlenmesi hususunda üç farklı görüş vardır. Birinci görüş, avans dövizli alacak veya borç değildir, bu nedenle avanslar hiç değerlemeye tabi tutulmaz. İkinci görüş değerlemeye tabi tutulur ancak doğan kur farkları gelir ve gider hesaplarına intikal ettirilmeyerek aktif veya pasif geçici hesaplara kaydedilir. Üçüncü görüş ise değerlemeye tabi tutulur ve doğan kur farkları gelir ve gider hesaplarına intikal ettirilir. Bu üç seçenek içinde en fazla risk unsuru barındıranı doğan kur farklarının gelir ve gider

hesaplarına intikal ettirilmesidir. Ancak son zamanlarda verilen Bakanlık muktezalarında avansların değerlenmesiyle oluşan kur farklarının gelir veya gider yazılabileceği benimsenmektedir. Yine bu konuda avansların değerlenmesi gerektiği yönünde yargı kararları da vardır.

6. Döviz Cinsinden Depozito ve Teminatların Değerlenmesi:

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 280. maddesinde” Yabancı paralar borsa rayici ile
değerlenir, yabancı paranın borsa rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir.” denilmektedir. Depozito, bir taahhüt sırasında yatırılan inanca, bağlanma akçesi, güvence parası; bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat olarak tanımlanmaktadır. Teminat, bir

borcun zamanında ve uygun biçimde ödeneceğini sağlayan işlem; belli bir hukuksal durumu sağlamak için verilen garanti, inanca, güvence olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla depozito ve teminatların alacak veya

borç olarak düşünülmesi ve değerlemeye tabi tutulması mümkün değildir. Bu konuda Danıştay 3. Dairesi tarafından verilen 06.04.2001 tarih ve K.No.2001/3198 sayılı kararda teminatların işletme tarafından istendiği anda tasarruf edilmesinin ve işletmenin ticari faaliyetinde kullanılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle alacak olarak değerlemeye tabi tutulmaması gerektiği belirtilmiştir.
7. Götürü İhracat Gideri Uygulaması:

İhracatçı firmalar yurt dışında yapmış oldukları ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile belgelendiremedikleri giderlerinin FOB ihracat bedelinin binde beş ‘ ine kadar olan kısmını götürü ihracat gideri olarak kayıtlarına alabilirler. Ancak götürü ihracat gideri yazabilmek için bahse konu giderler için ödemenin yıl içinde yurt dışına yapılmış olması veya fatura ve fatura yerine geçen belgeler dışında inandırıcı bir belgeye dayanılarak cari hesaba alacak kaydedilmiş olması gerekmektedir. İhraç kaydıyla mal teslimlerinde götürü ihracat giderinden ihracatı gerçekleştiren firma yararlanacaktır. Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri aracılığı ile yapılan ihracatlarda ise götürü ihracat giderinden ihracatı gerçekleştiren bu şirketler yararlanacaktır. (GVGT -233) Vergi idaresi götürü ihracat giderinden yararlanabilmek için işletme varlıklarında bir azalmanın meydana gelmesi gerektiği yönünde görüş bildirmektedir. Danıştay ise konu ile ilgili olarak vermiş olduğu bir çok kararda herhangi bir ispat şartına bağlı olmaksızın ihracat hasılatının binde beşinin gider yazılabileceğini belirtmektedir. Vergi idaresinin görüşünün aksine yapılacak uygulamalar için yargıya gitmek gereceği göz önünde bulundurulmalıdır.

8. İhracatçılarda Hesap Dönemi Sonunda Düzenlenen ve İhracatı Bir Sonraki Yılda Gerçekleşen Faturaların Kayda Alınması:

İhracatçı firmalar tarafından hesap dönemi sonunda düzenlenen faturanın fiili ihracatı hangi yılda gerçekleşmiş ise o döneme gelir olarak kaydedilmesi gerekmektedir. Bu husus hem KDV matrahının tespiti hem de Gelir ve Kurumlar vergisi matrahının tespiti yönünden aynıdır. Fiili ihracatı bir sonraki hesap döneminde gerçekleşen malın, önceki hesap döneminde mahiyetine göre mamul veya ticari mal olarak stoklarda gösterilmesi gerekmektedir.

9. Amortisman Uygulaması:

01.01.2004 tarihinden sonra alınan veya imal edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için V.U.K. 333 ve 339 nolu Genel Tebliğleri ile belirlenmiş oranda amortisman ayrılabilir. Bu tarihten önce alınan ve henüz itfa edilmemiş amortismana tabi iktisadi kıymetler için eski oranlar üzerinden amortisman ayrılmaya devam edilir. Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde amortismana tabi iktisadi kıymetlerin düzeltilmiş değerleri üzerinden amortisman ayrılır. Amortisman normal usulde veya azalan bakiyeler (hızlandırılmış) usulüyle ayrılabilir. Hızlandırılmış amortisman uygulayanlar 333 ve 339 nolu V.U.K.Genel Tebliğlerinde belirtilen oranların iki katı % 50 oranını geçmemek üzere uygulama yapabilirler. Ancak normal usulde amortisman yöntemini seçenler bu usulden vazgeçemezler. Azalan bakiyeler usulünü seçenler ise bu usulden normal usule dönebilirler. Bu durumda henüz amorti edilmemiş tutar kalan itfa süresinde eşit olarak itfa edilir.

V.U.K.’ nun 270. maddesinde belirtilen iktisadi kıymetlerin ömrünü artırıcı giderler, sabit kıymetin amortisman oranıyla, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak itfa edilir. Sabit kıymetin genişletilmesi veya iktisadi kıymetinin artırılmasına yönelik giderler ise sabit kıymetin kalan itfa süresinde itfa edilir.

30.12.2006 tarihinde yayınlanan 365 nolu VUK Genel Tebliği ile daha önceki listelerde yer almayan bazı iktisadi kıymetler amortisman listesine eklenmiş ve daha önceki amortisman listesinde yer alan bazı
iktisadi kıymetlerin ise yararlı ömürleri değiştirilmiştir. Bu tebliğ ile yapılan değişikliklere ilişkin olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

1. Bu tebliğ eki listede tespit edilen faydalı ömür ve amortisman oranları, bu Tebliğin yayımlandığı hesap döneminden itibaren geçerli olacaktır.
2. Bu tebliğ ile faydalı ömürleri değiştirilen iktisadi kıymetlerin net defter değerlerinin ilgili iktisadi kıymete ilişkin olarak bu Tebliğ ile ilan edilen yeni faydalı ömür süresinden, daha önce amortisman ayrılmış olan sürenin tenzili suretiyle kalan amortisman süresi esas alınarak itfa edilmesi gerekmektedir.
3. Söz konusu iktisadi kıymetler için geçmiş hesap dönemlerinde ve 2006 yılının birinci, ikinci ve üçüncü geçici vergi dönemlerinde ayrılmış olan amortisman tutarlarına ilişkin olarak herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.
4. Kendisine özel hesap dönemi tayin edilmiş mükelleflerin, yeni amortisman oranlarını tebliğin yayımlandığı tarihten sonraki ilk geçici vergi döneminden itibaren dikkate almaları gerekmektedir.
10. Şüpheli Hale Gelen Alacaklara Karşılık Ayrılması:

Firmalar ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; aşağıda belirtilen alacaklar için karşılık ayırabilirler.

e) Hangi alacaklara Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılır:
- Dava ve İcra safhasında bulunan alacaklar,
- Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar için karşılık ayrılabilir.
- Ticari faaliyetle ilgili olması şartıyla verilen avanslar için karşılık ayrılması vergi idaresi tarafından da artık kabul edilmektedir. Bu konuda Bakanlık muktezası ve Danıştay kararları bulunmaktadır. Aksine görüş bildiren inceleme elemanları da vardır.
- İflas masasına kaydı yapılan alacaklar için karşılık ayrılabilir.
- Aciz vesikasına bağlanan alacaklar için karşılık ayrılabilir.
- Şüpheli hale gelen alacaklar için karşılık, davanın açıldığı veya icra işlemine başlanıldığı hesap
- döneminde ayrılır. (istenildiği dönemde karşılık ayrılabileceğine ilişkin Danıştay kararları bulunmaktadır. Yargıya gitmeyi göze almak kaydıyla icra ve dava safhasından sonraki yıllarda da karşılık ayrılması mümkündür. )
- Şüpheli hale gelen alacaklar içinde bulunan KDV tutarı için de karşılık ayrılması vergi idaresi tarafından kabul edilmektedir. Bu konuda 334 nolu V.U.K. Genel Tebliğinde alacağa konu KDV’ nin ilgili dönem KDV beyannamesi ile beyan edilmiş olmasının şart olduğu açıklanmıştır.
- Şüpheli alacaklara karşılık ayrılırken icra veya dava safhasında olduğunu tevsike yarayan belgelerin aranması gerekir.

f) Karşılık ayrılmayacak olan alacaklar:

- Teminatlı alacaklar için karşılık ayrılamaz.
- Ticari faaliyetle ilgili olmayan alacaklar için ayrılan karşılıklar mali karın tespitinde KKEG olarak dikkate alınır.
- Hatır senetlerinden kaynaklanan alacaklar için karşılık ayrılamaz.
- Devletten olan alacaklar için karşılık ayrılamaz. Ancak aksine yargı kararları vardır.
-
-
-
-
-
- Konkordato kararı verilmesi halinde alacak şüpheli olmaktan çıkar ve teminata bağlanmış sayılır; varsa ayrılan karşılık iptal edilir. Konkordato anlaşması gereğince tahsil imkanı kalmayan alacak değersiz alacak olarak gider kaydedilir.

11. Reeskont Uygulaması:

Hesap dönemi sonu itibariyle vadesi gelmemiş Türk Lirası veya döviz cinsinden senede bağlı ticari alacaklar ve borçlar reeskont işlemine tabi tutulabilir. Alacak senetlerini reeskont işlemine tabi tutanlar borç senetlerini de reeskont işlemine tabi tutmak zorundadırlar. Reeskont işlemi, senette faiz oranı belirtilmiş ise senette yazılı orandan yapılır. Senette faiz oranı belirtilmemiş ise Türk Lirası cinsinden senetlerin Merkez Bankası avans ıskonto oranı olan % 29 oranından, döviz cinsinden olan senetlerin ise LİBOR faiz oranından ıskonto işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Vadeli çekler için reeskont uygulamasını vergi idaresi kabul etmemektedir. Danıştay Vergi Daireleri Genel Kurulunun da görüşü vergi idaresi ile aynı yönde oluşmuştur. (07.04.2000 tarih ve 2000/145 Karar Nolu Danıştay Kararı) Vadeli satış kampanyası çerçevesinde avans olarak alınan senetlerin reeskont işlemine tabi tutulmaması gerekmektedir. Reeskont işlemi KDV dahil tutar üzerinden yapılır, bu konuda Bakanlık muktezası vardır. (27.08.2001 tarih ve B.07.0.GEL.0.29/2950 -281-56 sayılı mukteza)

12. Ödenmeyen SSK Primlerinin Gider Yazılamaması:

İlke olarak hesap dönemi içinde ödenmeyen SSK primleri gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamaz. Bunun tek istisnası hesap dönemi takvim yılı olan firmalarda Aralık ayı, özel hesap dönemine tabi firmalarda ise özel hesap döneminin son ayına ait SSK primlerinin yasal ödeme süresi bir sonraki hesap dönemi olmasına karşın, ya içinde ödenmediğinden gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamayan SSK primlerinin ödendikleri hesap döneminin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekir. (174 seri numaralı Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği)

13. Envanter Çıkarılması ve Stokların Değerlenmesi:

Envanter çıkarmak, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak, ölçmek ve tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir. Ticari teamüle göre tartılması, sayılması ve ölçülmesi mutat olmayan malların değerleri tahminen tespit olunur. Firmaların V.U.K. ‘nun da yapılan tanımlamaya uygun olarak dönem sonunda mevcut bulunan ilk madde ve malzeme, yarı mamul, mamul, ticari mal ve diğer stokları ölçmek, tartmak ve saymak suretiyle tespit ederek değerlemeleri ve envanter defterine kaydetmeleri gerekmektedir. Emtia maliyet bedeli ile değerlenir. Değerleme; FİFO (ilk giren ilk çıkar), fiili maliyet, basit ortalama, hareketli ağırlıklı ortalama veya ağırlıklı ortalama maliyet yöntemlerinden birisi ile yapılabilir. Yapılan envanter çalışması sonucunda sayım noksanı veya sayım fazlası çıkması durumunda 197 veya 397 nolu hesaba kaydedilmesi, fazla veya noksanın nedeninin yapılan araştırma neticesinde bulunamaması halinde sayım fazlasının gelir olarak, sayım noksanının ise KKEG olarak kaydedilmesi gerekmektedir. Envanter sayım sonuçlarının tam tasdik raporunda kullanılmak üzere tutanak haline getirilerek kaşe ve imza tatbik edilmek suretiyle ilgili denetçiye verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca firmaların yıl içinde kullanmış oldukları yasal belgelere ilişkin (fatura, sevk irsaliyesi, gider pusulası, müstahsil makbuzu) olarak da sayım tutanağı düzenlenmesi ve tam tasdik raporunda kullanılmak üzere kaşe ve imza tatbik edilmek suretiyle ilgili denetçiye verilmesi gerekmektedir.

14. Yatırım İndirimi Uygulaması:

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri; 31/12/2005 tarihi itibarıyla mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarlarını yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (vergi oranına ilişkin hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebilirler.

Bunun dışında 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 1/1/2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları ile

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun kaldırılan 19 uncu maddesi kapsamında 1/1/2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırımları, nedeniyle, 31/12/2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (vergi oranına ilişkin hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebilirler.

15. Repo, Mevduat Faizi, Hazine Bonosu ve Devlet Tahvillerinde Gelir Tahakkuku:

Vergi Usul Kanununun 279. maddesine göre işletmelerin aktifinde bulunan hazine bonoları, devlet tahvilleri, gelir ortaklığı senetleri ve repoların 31.12.2006 tarihine kadar işleyen faizleri gelir tahakkuku suretiyle gelir hesaplarına intikal ettirilecektir. Fon portföyünün % 51’i Türkiye ‘de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile bunların dışında kalan fonlar ise borsa rayici ile değerlenir. Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.

Diğer taraftan yabancı piyasalar için ihraç edilen Euro-Bondların alış bedeli dönem sonu itibariyle değerlemeye tabi tutulur ve işleyen faizi için de gelir tahakkuku yapılır.

Yine 213 sayılı V.U.K.’nun 281. maddesinde 5228 sayılı kanun ile 01.01.2004 tarihinden geçerli olarak yapılan değişiklik ile “ mevduat ve kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır “ denilmiştir. 2006 dönem sonu işlemlerinde mevduat faizleri için de gelir tahakkuku yapılması gerekmektedir. Hazine bonosu borsa rayicinin tespitinde Merkez Bankasınca ilan edilen bedellerin esas alınması gerekir.


16. Bağış ve Yardımların Gider yazılması:

Kurumlar Vergisi Kanununun Diğer İndirimler başlıklı 10. maddesine göre; genel bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, kamu menfaatine yararlı derneklere ve bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların kurum kazancının % 5 ‘ine kadar olan kısmı kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurumlar vergisi matrahından indirilebilir. Yukarıda sayılan kamu idare ve müesseselerine bağışlanan okul, sağlık tesisi, ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere

öğrenci yurdu inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetini devam ettirebilmesi için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurumlar vergisi matrahından indirilebilir.

İndirim konusu yapılacak bağış ve yardımın belirlenmesinde esas alınacak kurum kazancının zarar mahsubu dahil giderler düşüldükten , iştirak kazancı hariç ,indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kazanç olarak anlaşılması gerekmektedir.

Öte yandan deprem nedeniyle Milli Yardım Komitelerine, Kızılay, hayır kurumları, mahalli idareler, mal sandıkları ve v.b. kuruluşlara yapılan amaca yönelik bağış ve yardımlar, makbuz ile yapılmak şartıyla tabii afetler yasası gereğince yıllık kurum kazancı kalmayıncaya kadar tamamı gider yazılabilir. Tabii afet yasası gereğince yapılanlar hariç yapılan bağışlardan kurum kazancının % 5 ‘ini aşan kısmı ile vergiden muaf olmayan vakıflara ve kamuya yararlı sayılmayan derneklere yapılan bağış ve yardımların KKEG olarak kayıtlara alınması gerekmektedir. Firmanın mali zararı var ise yapılan bağış ve yardımların KKEG olarak dikkate alınması gerekecektir. Bağış yapılması dolayısıyla zarara geçilmesi mümkün değildir. Ayrıca özel kanunlarında yapılan düzenlemelere dayanılarak yapılan bazı ayni ve nakdi bağışlarda % 5 sınırına bakılmaksızın, kurum kazancı kadar ayni ve nakdi bağış yapılabilir. (Örneğin 222 sayılı İlk Öğretim Kanunu Md. 76) Bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın maliyet bedeli veya mukayyet değeri, bu değer mevcut değilse Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir komisyonlarınca tespit edilecek değeri esas alınır. Konu ile ilgili detaylı açıklama 2005/3 sayılı özel sirkülerimizde yer almaktadır.

Yeni Kurumlar Vergisi Kanununun 35.maddesinde “Diğer kanunlardaki muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler, kurumlar vergisi bakımından geçersizdir.
Kurumlar vergisi ile ilgili muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler, ancak bu Kanun, Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmek veya bu kanunlarda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir.” denilmiştir. Bu maddenin yürürlük tarihi 01.01.2007 ‘ dir.

Yine aynı kanunun geçici 1. maddesinin 9. fıkrasında “Bu Kanunun yürürlüğünden önce kurumlar vergisine ilişkin olarak başka kanunlarda yer alan muafiyet, istisna ve indirimler bakımından 35 inci madde hükmü uygulanmaz.” denilmiştir.

Sonuç olarak 01.01.2007 tarihinden itibaren yeni ihdas edilecek muafiyet, istisna ve indirimler ile ilgili düzenleme Kurumlar Vergisi Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda veya Vergi Usul Kanununda yer almıyor ise muafiyet, istisna ve indirimden yararlanılması mümkün değildir.

17. Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsup edilmesi:

Firmalar kapanan hesap dönemine ilişkin olarak verecekleri kurumlar vergisi beyannamesinde zarar mahsubu yaparken zararın beyannamenin ait olduğu hesap döneminden önceki son (5) hesap dönemine ait mali zarar olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Beş yıldan önceki zararlar ile ticari zararlar zarar olarak beyannameden indirilemez. Zarar ilgili döneme ait mali tablolarda yer almalıdır. 4811 sayılı kanun gereğince matrah artırımında bulunanlar matrah artırımında bulundukları dönemlere ait zararın yarısını mahsup edebilir.

Devir halinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:

1) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması.

2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi.

Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır.

Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak
üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar;

1) Faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının zarar dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması,

2) Bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye'deki ilgili vergi dairesine ibrazı, halinde indirim konusu yapılır.


18. Yenileme Fonu Uygulaması :

Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından elde edilen kar iktisadi kıymetin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa yenileme fonu olarak ayrılabilir. Ayrılan yenileme fonu yenilenen iktisadi kıymetin amortismanlarına mahsup edilir. Yenileme fonu üç yıl süre ile pasifte bir fon hesabında tutulabilir. Üç yıl içinde kullanılmaması veya üç yıldan önce işin terk, devir veya işletmeninin tasfiyesi halinde o yılın matrahına ilave edilir.

Üç yıllık sürenin hesabı konusunda vergi idaresinin görüşü yenileme fonunun iki bilançoda görülmesi gerektiği ve üçüncü bilanço döneminde gelir yazılması yönündedir.

Yargının görüşü ise; “yenileme fonu uygulamasındaki 'üç yıl' deyiminden 'üç hesap dönemi' değil, 'üç yıl pasifte tutulmanın' anlaşılması gerekir” şeklindedir. (Danıştay 4. Dairesinin 17.01.1995 tarih ve E. No 1992/3956 K. No 1994/159 nolu kararı)

19. İhracat Komisyonu ve Reklamasyon Ödemeleri :

Yapılan ihracatlar dolayısıyla fatura karşılığında yurtdışına ödenen ihracat komisyonları gider olarak kaydedilebilmektedir. Ancak ödenen ihracat komisyonunun ihracat bedelinin % 8 ‘ini aşmamasında yarar vardır. Çünkü % 8 ‘i aşan komisyon ödemelerinin incelenmesi mümkündür. Bu konuda Bakanlık onayı vardır. Ayrıca komisyon oranı benzer işletmelerin uyguladığı oranlarla uyumlu olmalı ve makul süre içinde ilgilisine ödenmelidir. Götürü ihracat gideri uygulamasında olduğu gibi, komisyon ödemelerinin yıl sonuna kadar ödenmesi şart değildir. Normal cari hesap ilişkileri çerçevesinde takip edilmelidir. Yapılan ödemelerde vergi stopajı olmadığı gibi KDV sorumluluğu da yoktur. Konu hakkında Bakanlık muktezası mevcuttur.

İhracatın yapıldığı firma tarafından ihraç edilen malın kusurlu çıkması veya benzeri nedenlerle düzenlenen Reklamasyon faturaları da öne sürülen kusurların kabul edilmesi halinde gider olarak kaydedilebilir. Konuya ilişkin yazışmaların faturanın altına eklenmesi yararlı olabilir. Reklamasyon tutarlarının fatura yerine geçen belgeler ile belgelendirilmesi de mümkündür. Konu ile ilgili Bakanlık muktezasında bu tür belgelerin alınamadığı durumlarda yeni bir belge düzenleyerek önceki faturanın iptal

edilmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmının iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Ancak uygulamada eski faturanın iptal edilerek yeni bir fatura düzenlenmesinin bir çok probleme yol açması ihtimali vardır. (Bakanlığın 20.08.1999 tarih ve 39884 sayılı mukt.)

Diğer yandan Bakanlığın son dönemlerde vermiş olduğu muktezaya göre ilgili ülkede geçerli belge olduğu kanıtlanan debit note ‘lar da gider olarak kaydedilebilecektir. Bunu yapabilmek için ilgili ülkedeki, ilgili kuruluşlardan bu belgenin o ülkede geçerli bir belge olduğuna dair belge üzerine şerh konulması gerekmektedir. (Maliye Bakanlığı’ nın B.07.0.GEL.0.29/2920-227-80/38132 sayılı özelgesi)

20. Binek otomobillere ilişkin bazı uygulamalar.

Binek otomobillerde kıst amortisman uygulaması devam etmektedir. Binek otolarda gider yazılabilen amortisman birikmiş amortisman olarak dikkate alınacaktır. Bu uygulamada amortisman yönteminin de önemi yoktur. Yine binek oto alımlarında katlanılan masraflar ile ödenen KDV ‘nin gider olarak ödenen ÖTV ‘ninde diğer masraflar ve KDV gibi gider yazılması veya maliyete ilave edilmesi mümkündür. (V.U.K. Md. 270) 170 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde motorlu taşıtların emsaline göre bariz bir şekilde düşük satılması halinde idarece taşıtın gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidileceği ve bu tespit işlemi sırasında diğer unsurlarla birlikte kasko bedelinden de yararlanılabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle motorlu taşıtların satışında geçerli nedenler yok ise satış bedelinin kasko bedeline göre bariz düşüklük göstermemesi gerekir. Örneğin araç kaza yapmış ve kaza raporu tutulmuş ve araç hasarlı olarak satılmış ise bu geçerli neden olarak sayılabilir. Bunun dışında aracın aşırı kullanmadan dolayı fazla yıpranması nedeniyle emsaline göre değerinin düşmüş olması halinde ilgili odadan (Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası) bir yazı alınmak suretiyle satış yapılabilir.

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 14. maddesinde “bu kanuna bağlı (I), (III) ve (IV) sayılı tarifelerde yer alan taşıtlardan (ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç) alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamları gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez” denilmiştir. Bu nedenle binek oto Motorlu Taşıt Vergilerinin KKEG olarak kaydedilmesi gerekmektedir.

Bazı araçların binek otomobil mi yoksa kamyonet mi olduğu tartışmalara sebep olmaktadır. Vergi idaresinin görüşü toplam araç kapasitesinin yarısından fazlası yolcu taşıması için kullanılıyor ise bu tür araçların binek otomobil gibi değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Alış faturasında veya ruhsatında yazan ibare önemli değildir.

Diğer yandan gerek taşıt araçları için düzenlenen sigorta poliçelerinde gerekse diğer sigorta poliçeleri geçici vergi ve kurumlar vergisi açısından birden fazla dönemi ilgilendiriyor ise dönemsellik ilkesi gereğince ilgili oldukları dönemlerde gider olarak kayıtlara intikal ettirilmelidir.
21. Hesap Dönemi Sona Erdikten Sonra Gelen Faturaların Kaydı :


Firmalarda hesap döneminin son ayına ait KDV beyannamesi verildikten sonra da biten hesap dönemine ait ve biten hesap döneminin tarihini taşıyan bazı gider faturaları geldiği bilinmektedir. Bu tür faturalar yasal kayıt süresi sona ermeden (45 günlük süre) gelmiş ise KDV dahil tutarı ile gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilir. Faturalar yasal kayıt süresinden sonra gelmiş ise kurumlar vergisi beyannamesinde diğer indirimler satırında KDV dahil tutarı ile gösterilmek ve dilekçe ile mahiyetini açıklamak kaydı ile indirim konusu yapılabilir. Beyanname üzerinden indirilen faturalar bir sonraki hesap dönemi kayıtlarına 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları olarak kayda alınır ve kayda alındığı yılda ise

gider olarak dikkate alınmaz. Benzer şekilde yasal kayıt süresi geçtikten sonra gelir kaydedilmesi unutulan fatura olduğu anlaşılır ise yine kurumlar vergisi beyannamesinde ilaveler içine dahil ederek veya kurum kazancına ilave etmek ve dilekçe ile mahiyetini açıklamak kaydıyla beyan edilebilir. Bu tür faturalar da sonraki hesap döneminde 671 Önceki Dönem Gelir ve Karları olarak kayda alınır ve kaydın yapıldığı yılda vergilendirilecek gelir olarak dikkate alınmaz.

2. Sabit Kıymet ve Emtia Alımlarında Kur Farkı ve Faizin Kaydı :

Bedeli döviz olarak ödenmek üzere yurtdışından veya yurtiçinden sabit kıymet alınması halinde bu alışlara ilişkin olarak sabit kıymetin alındığı yılın sonuna kadar ortaya çıkan kur farkı ve faizin sabit kıymetin maliyetine eklenmesi zorunludur. Hesap dönemi sonunda V.U.K. 280 ve 285. maddeleri gereğince sabit kıymet alımı ile ilgili kredilerin yapılan kur değerlemesi ve faiz tahakkuku sonucunda ortaya çıkan kur farkı ve faizin de maliyet ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Sabit kıymetin alındığı yıldan sonra ortaya çıkan kur farkı ve faizin ise gider yazılması veya sabit kıymetin maliyetine intikal ettirilmesi mükelleflerin seçimine bırakılmıştır. (163 nolu VUK Genel Tebliği) Diğer yandan sabit kıymet alımında sabit kıymetin aktife alındığı dönemin sonuna kadar oluşan lehte kur farklarının da sabit kıymet maliyetinden düşülmesi gerekmektedir. (334 nolu V.U.K.Genel Tebliği) Sabit kıymetin aktife alındığı dönemden sonra oluşan lehte kur farklarının ise kambiyo geliri olarak dikkate alınması veya maliyetten düşülmesi ihtiyaridir.

Sabit kıymetin alındığı yıldan sonra oluşan kur farkı ve faiz ile ilgili ihtiyarilik hakkı maliyete eklemeden yana kullanılmış ise aynı sabit kıymet ile ilgili olarak sonraki yıllarda ortaya çıkan kur farkı ve faizlerin de maliyete eklenmesi gerekir.

Finansal kiralama sözleşmesi ile ya da Vergi Usul Kanunu hükümleri (VUK Md.290) gereğince finansal kiralama sayılan bir sözleşme ile kiralanan sabit kıymetler ile ilgili olarak kiralamanın yapıldığı hesap döneminin sonuna kadar oluşan kur farkı ve faizlerinde maliyete eklenmesi gerekir.

Bedeli döviz olarak veya dövize endeksli olarak ödenmek üzere alınan emtianın işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farkı ve faizlerin emtianın maliyetine eklenmesi zorunludur. Daha sonra oluşan kur farkı ve faizlerin ise maliyete eklenmesi veya gider yazılması mümkündür. (VUKGT 238) Kurların düşmesi halinde maliyetin düşürüleceği tabidir.

23. Hesap Dönemi Sonunda Alınan Duran Varlıklar ve Malzemeler :

Hesap döneminin son günlerinde yurtiçinden veya yurtdışından alınan sabit kıymetler üzerinden amortisman ayrılmasına ilişkin farklı görüşler vardır. Vergi idaresi sabit kıymetin amortismana tabi tutulabilmesi için kullanılabilir halde olması gerektiğini öne sürerken, Danıştay ithalatın yapılmış olmasının veya yurtiçinden yapılan alışlarda sabit kıymetin işletmeye getirilmiş olmasının yeterli olacağını kabul etmektedir. Yurtiçinden alınarak veya yurtdışından ithal edilerek işletmeye getirilen sabit kıymet ayrıca montaj gerektirmiyorsa amortisman ayrılabilir. Sabit kıymetin montajı gerekiyorsa veya çalışabilir hale gelmesi için başka bir eklenti veya sabit kıymet gerekli ise işlemler tamamlandıktan sonra aktifleştirilerek amortisman ayrılması doğru olacaktır. Benzer olay motorlu taşıtlar içinde geçerlidir. Hesap döneminin son günlerinde alınan motorlu taşıtların geçici plakaları hesap dönemi bitmeden alınabilir ise amortisman ayrılabilir. Çünkü belli bir süre aracın geçici plaka ile kullanımı mümkündür. Geçici plaka alınamaz ise bir sonraki hesap döneminde aktifleştirilerek amortisman ayrılması gerekmektedir.

Yine hesap döneminin son günlerinde alınan ve stoklarda izlenmeyen işletme malzemelerinin henüz kullanılmamış veya firmanın üretim kapasitesi itibariyle kullanılması mümkün değilse gider kaydedilmeyerek stok hesaplarına veya gelecek dönemlere ait giderler hesabına kaydedilerek giderler içinden çıkarılması gerekmektedir.


24. Fire, Zayiat, Değeri Düşen ve Çalınan Mallar :

Ticari mal alım satımı yapan veya imalat işi ile uğraşan firmalarda işin mahiyetine göre değişik oranlarda fire ve zayiat meydana gelmektedir. Meydana gelen fire ve zayiatların maliyet unsuru olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için sektörde meydana gelebilecek fire ve zayiat oranlarının yetkili kurum veya kuruluşlarca belirlenmiş olması gerekmektedir. Yaygın olarak Sanayi Odaları veya Ticaret Odalarının meslek komiteleri kararları fire ve zayiat oranları için geçerli kabul edilmektedir. Firmalar mümkünse kendi faaliyetlerine ilişkin olarak ilgili odalardan kendi adlarına fire ve zayiat oranlarına ilişkin yazı alabilirler ise faydalı olacaktır. Çünkü genel verilmiş fire ve zayiata ilişkin kararlar firmaların faaliyet konularına her zaman bire bir uymayabilmektedir. Fire ve zayiat oranlarına ilişkin olarak firma tarafından alınmış veya firma tarafından alınmış bir yazı olmamakla beraber konu hakkında odaların meslek komiteleri tarafından alınmış bir karar varsa, kararda belirtilen oranları aşmamak koşuluyla meydana gelen fire ve zayiatlar maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir. Belirlenen fire ve zayiat oranlarını bariz bir şekilde aşan fire ve zayiat meydana gelmiş ise bunun nedeninin açıklanabilir ve kabul edilebilir olması gerekir. Aksi takdirde aşan kısım cezalı tarhiyat konusu yapılabilir.

Firmaların herhangi bir nedenle değeri düşen malı varsa, bu mallarda meydana gelen değer düşüklüğünün tespit edilmesi için olayın vukuu bulduğu tarihte Takdir Komisyonuna veya mahkemeye müracaat edilerek tespit yaptırılması gerekmektedir. Takdir komisyonlarına veya mahkemeye müracaatın en geç hesap döneminin son gününde yapılmış olması ve kararın ise en geç kurumlar vergisi beyanname verme süresi içinde alınmış olması gerekmektedir.

Zayi olan mallar için de ilgili birimlerden alınacak ekspertiz raporu ile birlikte ilgili mahkemeye başvurmak suretiyle tespit yaptırılması halinde zayi olan mallar KDV dahil tutarı gider veya maliyet olarak dikkate alınabilir. Zayi olan mallar için yüklenilen KDV ‘nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Daha önce indirim konusu yapılmış ise olayın vukuu bulduğu dönem KDV beyannamesinde düzeltilmesi gerekmektedir. Konu ile ilgili olarak Bakanlığın 12.10.1998 tarih ve 36565 sayılı muktezası mevcuttur. (deprem, sel ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan malların KDV ‘ si hariç KDVK Md.30)

Çalınan mallar için yüklenilen KDV için de zayi olan mallar gibi işlem yapılması gerekmektedir. Ancak çalınan malların bedelinin gider veya maliyet olarak dikkate alınması mümkün değildir. Çalınan malların (KDV dahil) bedelinin KKEG olarak dikkate alınması gerekmektedir. Eğer çalınan mallar sigortalı ise malın bedeli ile sigorta tazminat bedeli karşılaştırılır ve sigorta tazminat bedelini aşan mal bedeli KKEG olarak dikkate alınır. Konu hakkında Bakanlık muktezası mevcuttur.

25. Gelir ve Gider Kaydedilmesi Gereken Iskonto ve Primler :

Hesap dönemi sonlarında alış ve satış ıskontoları gündeme gelmektedir. Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi matrahının tespitinde tahakkuk esası ve dönemsellik prensibi gereğince alış ve satış ıskontolarının ilgili bulundukları hesap dönemi kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Bunun için de alış ıskontosu faturalarının düzenlenmesi ve satış ıskontosu faturalarının ise alınması ve faturalara dayanılarak kayıtlara intikal ettirilmesi yerinde olacaktır. Ancak faturaların hesap dönemi sonunda düzenlenmesi veya alınması unutulmuş veya herhangi bir nedenle düzenlenmemiş ve alınmamış ise ıskontoların tutarı biliniyorsa tahakkuk yoluyla gelir veya gider yazılması gerekir. İlke olarak alış ıskontolarının gelir, satış ıskontolarının ise gider olarak kayıtlara alınması gerekmektedir. Ancak alış ıskontosu veya fiyat farkının hangi mala ilişkin olduğu belli ise maliyet ile ilişkilendirilmesi gerekir. Gelir yazılması gereken ıskontodan ciro primi ıskontosu tarzında olan ve bir malla doğrudan ilişkilendirilemeyen ıskontoların anlaşılması gerekir. Yine satış ıskontosu ve fiyat farkının hangi mala ait olduğu belli ise Satış Iskontoları Hesabına kaydedilmesi, ciro primi tarzında ise Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri Hesabına kaydedilmesi gerekir.

Yine teşvik primi ve KDV desteği gibi teşvik unsurlarından hesap dönemi içinde alınanların gelir olarak kayıtlara alınacağı tabidir. Diğer yandan alınacak prim tutarları için dosyanın tekamül etmiş ve alınacak tutarın belirlenmiş olması durumunda tahsil edilmese dahi tahakkuk yoluyla gelir yazılması gerekmektedir.
26. Gelmeyen İhracat Bedellerinin Tasfiyesi :

Gelmeyen mal bedeli ihracat yapan tüm firmalarda rastlanan bir durumdur. Bu tür
alacakların tasfiye edilmesi de genellikle problem olmaktadır. Genellikle uygulamada gelmeyen mal bedeli KKEG yazılmak suretiyle ortadan kaldırılmaktadır.
Gelmeyen ihracat bedellerinin banka veya kambiyodan terkin işleminin yaptırılarak KKEG olarak kaydedilmesi halinde, her ne kadar alacağın ortadan kalkması suretiyle sorun çözülmüş gibi gözükse de bu işlem örtülü kazanç dağıtımı açısından eleştiri konusu yapılabilir. Şöyle ki terkin edilen ihracat bedellerinin aslında ortak tarafından işletmeden çekiş olarak değerlendirilmesi ve faiz tahakkuk ettirilmesi suretiyle cezalı tarhiyat yapılması söz konusu olabilir.

27. Grup Şirketlerde Ortak Giderlerin Dağıtımı :

Günümüzde irtibatlı firmalar tarafından veya holdingler tarafından yapılan bazı ortak masraflar masrafa taraf olan firmalara değişik ölçüler kullanılmak suretiyle dağıtılmaktadır. Ortak giderlerin dağıtılması noktasında firmalar arasında yapılacak bir sözleşme ile dağıtıma konu giderlerin neler olacağı ve bu giderlerin hangi ölçülere göre dağıtılacağının belirlenmesi yerinde olacaktır. Bunun dışında dağıtım işleminin bir fatura ile belgelendirilmesi ve kesilen faturada dağıtılan gider türlerinin ayrı ayrı gösterilmesi; dağıtıma konu giderlerin dağıtan firma tarafından gerçekten yapılmış olması gerekmektedir. (33 nolu KV Genel Tebliği)

28. Kaybolan Yasal Belgeler İle İlgili Yapılacak İşlemler :

Firmalar tarafından kullanılan yasal belgelerin herhangi bir neden ile kaybolması durumunda, mutlaka yargı organına tespit davası açılmak suretiyle kaybolan yasal belgelerin kaybolduğunun tespit ettirilmesi gerekmektedir. Belgelerin çalınması halinde ise öncelikle güvenlik kuvvetlerine gerekli tespitin yaptırılması ve daha sonra yargı organında tespit davası açılması gerekecektir. Belgelerin yanmış olması durumunda ise ilk tespitin itfaiyeye yaptırılması ve daha sonra yargı organına tespit davası açılması gerekmektedir. Yasal belgelerin kaybolduğunun, çalındığının veya yandığının yargı organınca tespit edilmiş olması mükellefi bu belgelerin ibraz yü

 

ALTUNSOY YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK
TURSUN ALTUNSOY

ADRES : Yeşilköy Mah. EGS Business Park Zemin Kat No:70 Bakırköy-İstanbul
TELEFON : 0 (212) 441 58 25
FAX : 0 (212) 441 58 26
E-POSTA : info@altunsoyymm.com


Tüm Hakları Saklıdır. © 2009.  www.altunsoyymm.com
 

Web Tasarım: 
www.MuhasebeTR.com